Bazen de bırakın dağınık kalsın!

0
420
Anne olunca özel zevklerimizden, arkadaşlarımızdan, bakımımızdan, sağlığımızdan ve eşimizden feragat edebiliyoruz. Oysa doğru yol bu değil…

Yazı: Ayşegül Uyanık Örnekal

Bizler annesinin meslek hanesinde ‘ev kadını’ yazan çocuklardık çoğunlukla. Oysa günümüz çocuklarının anneleri çalışmayı tercih ediyor, çalışan anne sayısı gün geçtikçe artıyor. Hal böyle olunca çocuklar erken yaşta bakıcı ya da anaokulu, kreş ve yuvalarla tanışıyor. Bu anneler en çok aile içinde denge kuramamaktan, anne-çalışan kadın rolleri arasında kalmaktan, az zamanda çok iş yetiştirme mecburiyetinden, tüm bunları yaparken de çocuğu için eğlenceli bir anne olmaya çalışmaktan dert yanıyor. Bu tür sıkıntıları olan annelerin yalnız olmadığını ve aslında doğru adımlar atarak yaşamlarını kolaylaştırabileceklerini anlatan atölye çalışmaları düzenleyen Ebeveyn Koçu Figen Küçükkoner Kırca ile çalışan anne olmanın kadınlar üzerindeki etkilerini konuştuk.

Çalışan anne olmak kadınlara hangi sorumlulukları yüklüyor?
Öncelikle anne olmak, başlı başına bir sorumluluk. Bunun üstüne çalışma hayatı da devam ediyor. Baktığınızda iş yaşamında olmak, evli ve çocuklu hayattan çok daha önce başlayan bir süreç. Oradaki sorumluluklar, zorluklar düşünüldüğünde kadın anne olduğunda sanki aynı anda iki tam zamanlı te birden çalışıyor. Detaycılık, mükemmeliyetçilik, her şeye yetebilmek ve en iyi şekilde yapabilmek isteğinin altında bir süre sonra ezilmeye başlıyor. Özellikle de doğum izninin sonuna yaklaşıldığı günlerde!

Çiçeği burnunda anneler bunca koşuşturmanın içinde neleri gözden çıkarıyor?
Farklı yerlerde yaptığım çalışmalarda görüyorum ki insan hobi edinmeyi, özel zevklerini sürdürmeyi, arkadaşlarla görüşmeyi bir yana bırakın adeta benliğini unutuyor. Kendine zaman ayırmak, sağlığını beslemekten dahi feragat ediyor. Daha sonra da eşinden… Erkekler biraz geri planda kalıyor. Bu durum özellikle ilk bir yılda bu şekilde sürüyor, sonrasında ise değiyor. Çünkü baktığınızda bu bir değim süreci, ebeveynler aslında her dönem yeni bir şeyle karşılaşıyor.

Peki bu süreçte babanın rolü ne?
Geçtiğimiz haziran ayında babalık statüsüyle ilgili 30 ülkeyi kapsayan global bir araştırma yapıldı. Bu çalışmadan çıkan farklı sonuçlardan biri de günümüz babalarının çocuklarıyla birlikte olmak, onlara daha fazla zaman ayırabilmek için daha az para kazanmaya bile razı olduğunu gösteriyor. Demek oluyor ki babala “Evet, biz de in içindeyiz” diyor.

Bu söyleme annelerin tavrı nasıl?
Birçok baba aslında buna içten içe istekli fakat ben annelerin izin vermediğini düşünüyorum. Söylediğim gibi mükemmeliyetçilik, her işe ben yeterim, en iyisini ben yaparım duygusuyla çoğu görevi üstüne alan kadın yüzünden, babalar sadece oyun arkadaşı haline geliyor. Bu durumu zaten isteyen erkekler hallerinden memnunken, kadınlarsa şikayet ediyor: “Her şeyle ben ilgileniyorum, keyfini o sürüyor.” O zaman ben de diyorum ki; “Verin işleri!” Düzenlediğimiz atölye çalışmalarındaki gözlemlerim de bu yönde. “Ona söyleyeceğime ben yaparım” diyen anneler, ilk ara verdiğimizde hemen telefona koşup, evdeki durum hakkında bilgi alıyor. Oysa onlar yokken de her şey gayet iyi gidiyor çünkü erkekler de bakım konusuna hakim. Aslında babalar çocuğun doğduğu ilk günden itibaren işin içerisine girebilir, ki girmek de istiyor. Bence annelerin burada eşit rolde olunduğu fikrini içlerine sindirip, onlara yer açması gerekiyor. Baktığınızda çalışan annelerin 4-4.5 ayda işe dönmesi gerekiyor. Bu süre en iyi ihtimalle altı aya uzayabiliyor. Aslında bir şekilde çocuğunu yalnız bırakacağının farkında kadın. Bu yüzden babayı ne kadar hızlı işin içine katarsa kendi üstündeki yükleri de devrediyor.

Önce onun gönlünü besleyin

Günün stresini kapıda bırakıp, çocuğuna şefkatle sarılmak için annelerin neler yapması gerekir?
15-20 sene önce ofisten çıktığınızda mesai bitiyordu. Şimdiyse her an telefonunuz çalabilir, e-posta gelebilir, eve gidince de çalışmaya devam edebilirsiniz. Bu konuda benim prensibim ise evde ev, işte iş. İşe gittiğinizde de şu an her şeyimle buradayım, evde işler yolunda demek gerekiyor. Eve gidildiğinde ister iki saat, ister 30 dakika… Ne kadar zaman ayırabilirseniz ayırın ama sadece çocuğunuza odaklanın. Bazen gerekiyorsa telefonları sessize almak, e-postalara hemen bakmamak da gerekiyor. Bunun için örneğin eve gittiğinizde önce çocuğunuzun gönlünü doyurun, besleyin. Yemek, içmek, evin düzeni; bunlar sonra gelsin. Onun temel ihtiyacının sizden göreceği ilgi ve sevgi olduğunu unutmayın.

Comments

comments